Bu çalışma, dijital iletişim çağında bedenin ontolojik statüsünü yeniden kavramsallaştırmayı amaçlamaktadır. Mevcut literatürde dijital beden çoğunlukla temsili, görsel ve kültürel pratikler çerçevesinde ele alınmakta; ancak bu yaklaşımlar bedenin varlık statüsünü sistematik ve bütüncül bir biçimde tartışmakta yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda çalışma, dijital bedenin yalnızca temsili bir uzantı mı yoksa başlı başına özgül bir varlık kipi mi olduğu sorusuna odaklanmaktadır. Çalışma, kavramsal analiz ve karşılaştırmalı kuramsal okuma yöntemine dayanmaktadır. Analitik çerçeve, Martin Heidegger’in ontolojik yaklaşımı, Maurice Merleau-Ponty’nin beden fenomenolojisi, Jean Baudrillard’ın simülasyon kuramı ve Rosi Braidotti’nin posthüman özne yaklaşımı üzerinden yapılandırılmıştır. Bu kuramsal eksenler aracılığıyla dijital bedenin varlık, deneyim, temsil ve özneleşme boyutları ilişkisel bir bütünlük içinde yeniden değerlendirilmiştir. Çalışma, dijital bedenin yalnızca bir temsil düzeyine indirgenemeyeceğini; aksine deneyimsel, teknolojik ve ağsal ilişkiler içinde kurulan çok katmanlı bir ontolojik varlık kipi olarak kavranması gerektiğini ileri sürmektedir. Bu doğrultuda dijital bedenin, bir yandan simülasyon ve gösterge rejimleri içinde indirgenme eğilimi gösterdiği, diğer yandan ise yeni varoluş imkânları üreten ilişkisel bir oluş süreci olarak işlediği ortaya konulmaktadır. Bu çalışma, dijital beden tartışmalarını ontoloji ekseninde sistematikleştirerek literatürdeki parçalı yaklaşımları bütüncül bir kuramsal çerçeve içinde yeniden konumlandırmakta ve iletişim sosyolojisi bağlamında beden, teknoloji ve varlık ilişkisini yeniden düşünmeye katkı sunmaktadır.