İletişim, doğal bir insani dürtü olarak her insanı harekete geçiren yaşamsal bir eylemdir ve hiç ayrım tanımadan toplumsal yapıdaki her birey için geçerlidir. Her birey, doğal olarak kendi çevresel koşullara, eğitim durumuna, toplumsal konumuna göre iletişim kurmaktadır. Toplumsal yapıda alt tabakalardan birini oluşturan cahiller de, insan olmalarından kaynaklanan nedenlerle iletişim kurmakta ve diğer insanlardan oluşan bir doku içinde yaşamaktadır. Ancak cahillerin iletişimi, diğer insanlardan farklı olarak, daha basit düzeyde ve sık sık çatışmalarla sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada, cahilliğin anatomisinden yola çıkılarak cahillerin yapısı ele alınmış, düşünsel ve dilsel yetersizlikleri değerlendirilmiş, cahillerin eziklik ve kibirlerinden kaynaklanan yersiz konuşmalara dayanan iletişim “kibirli gürültü” olarak vurgulanmıştır. Aslında pek çok toplumda bir miktar veya çok fazla bulunan cahil insanların “kibirli gürültü” olarak nitelenen iletişim eylemleri, literatürde zayıf kalmış, çok fazla çalışılmamıştır. Oysa son yüzyılda dünyanın büyük bölümünde artan cehalet ve bundan kaynaklanan sorunlar, dünya için de büyük sorunların temelini oluşturmaktadır. Çoğunlukla eğitimden çok maddi çıkarları önemseyen, bedevi geleneklerle yaşayan toplumlarda artarak büyüyen cahil kitlelerin iletişim eylemleri veya iletişimsizliği, toplumların geri kalmasının da başlıca nedenlerinden biridir. Cahillere yakıştırılan “kibirli gürültü” kavramının ve cahillerin olumsuzlukla sonuçlanan iletişimlerinin toplumların gelişimine engel olmaması için, resmi kurumlar, özel girişimler, toplum önderleri ve diğer unsurlarla birlikte topyekûn bir girişim gerekmektedir.